Spor otizme de şifa!

Dünya genelinde milyonlarca ailenin ortak sorunu haline gelen otizm, Türkiye’de de yürek yakan bir hızla çoğalıyor. Ancak her ne kadar ‘çağın vebası’ gibi ağır tanımlar ile ifade edilse de çözümsüz bir ‘rahatsızlık’ da değil. Sebebi tam olarak belirlenemediği gibi tıbben henüz kesin bir tedavisi de yok. Ancak otizmli çocuğun, dolayısıyla ailesinin hayat kalitesini arttırmak için izlenebilecek bazı yollar var. Bunlardan en önemlisi de spor… Sağlıklı yaşamın anahtarı ya da destekleyicisi olan spor, milyonlarca ailenin kâbusu haline gelen otizmin de çareleri arasında. Üstelik giderek daha fazla kabul gören bir ‘sorun çözücü’… Medikal destek, uygun beslenme ve özel eğitim ile birleştiğinde sporun otizm üzerindeki olumlu etkisi çok daha belirgin hale geliyor… Bugün Türkiye’de tamamen spor odaklı hizmet veren bir kurum da var. Kendi oğlu da otistik olan, spor sayesinde yüzde 90 olan tanı oranının yüzde 30’a kadar inmesi üzerine harekete geçen Memet Tazegül tarafından kurulan Mac Otizm, otistik çocuklara özel tasarlanan merkezde çare arayışındaki ailelere spor ile destek veriyor. Bu konuda uzman antrenörler eşliğinde otistik çocuklara belirli bir düzen içinde spor yaptırılan Mac Otizm’in önemli paydaşlarından Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Doktor Didem Gülmez, “Santral sinir sisteminin yapısal veya işleyiş kaynaklı olabileceği düşünülen bir bozukluktur. Çeşitli spektrumlar ve belirtilerle ortaya çıkmakla birlikte genel olarak çocuklarda sosyal iletişimi azaltmaktadır. Otistik çocuklar bazı hareketleri yinelemekte, göz temasından kaçınmakta, kendi iç dünyasına dönmektedir. Genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkmakta ve iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz yönde etkilemektedir” şeklinde tanımladığı otizmde fiziksel aktivitenin faydalarını şöyle aktarıyor; “Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklar, beynin farklı bölgelerinde atipik bağlantılar ve yeni yolaklar kurmadaki gelişimsel bazı sorunlar nedeniyle yeni bağlantılar kurma, yeni motor beceriler öğrenmede sıkıntı yaşayabiliyor. Ana bulgu; merkezi sinir sistemine uzak olan bölgelerde (kollar ve bacaklar gibi) bu bağlantıların daha da az gelişmiş olmasıdır. Yeni yolakların oluşabilmesi için vücuttan ya da çevreden duyusal bilgilerin alınması, belirli hedefler ve amaçların edinilmesi büyük önem taşımaktadır. Fakat otizmli çocuklar sinir hücre bağlantılarındaki farklılıklardan dolayı edindiği bilgileri bir araya getirmekte sorunlar yaşayabiliyor. Ama bugün bilim dünyasının da kabul ettiği gibi otizmli çocuklarda motor ve duyusal yolaklar biraz zahmetli de olsa geliştirilebiliyor. Fiziksel aktivite, yeni yolakların oluşturulması için otizmli çocuklarda en sık kullanılan yöntem olarak gündemde. Otizmli çocuklarda kaba motor hareketlerinde (oturup kalkma, dengeli yürüme, koşma, zıplama, tırmanma, fırlatma becerisi gibi) santral sinir sistemi kaynaklı farklılıklar olabildiği gibi vücut kas ve eklemlerinde de bazı farklılıklar görülebilir. Örneğin; otizmli çocukların bazılarında eklemler daha esnek ve bazı kasları da zayıflık/aşırı kasılma gösterme eğiliminde olabilir. Eklemler normale göre daha esnek olduğu zaman daha fazla kas çalışmasına ihtiyaç duymaktadır. Esnek eklemlere sahip çocuklarda endişe ve korku duygularına da sık rastlanmaktadır. Özellikle germe ve güçlendirme egzersizleri bu durumların iyileştirilmesine yardımcı olmaktadır. Bedenimizin her hareketinde dengemizi korumak için farklı sinir ve kas grupları çalışır. O nedenle baş ve gövdeyi sabit tutmak için verilecek görevler çocuğun dengesini iyileştirmek için faydalı olacaktır. Doğru egzersiz programı; uyku, saldırganlık ve stereotipik hareketleri de olumlu etkilemektedir. Otizm spektrum bozukluğu gösteren çocuklarda oksijen alımını ve oksijenin hücre içinde kullanılmasını sağlayacak ‘aerobik egzersizlere’ yer verilmelidir. Vücuttan toksin ve ağır metal atımı yapmak için kas hareketleri ile lenfatik damar çalışmasını desteklemek büyük önem taşır. Yapılan birçok araştırmada otizmli çocukların kilo almaya yatkın oldukları görülmüştür. Bunda vücutta sürekli bir yangı hali bulunması (aşırı geçirgen bağırsağa bağlı), sindirim enzim/vitamin/mineral yetersizliği, belirli gıdalara karşı aşırı düşkünlük ve fiziksel aktivite yetersizliği etken olabilir. Özellikle alınan enerjinin yakılması ve vücuttaki enflamasyonun azaltılması için düzenli fiziksel egzersiz/spor büyük önem taşımaktadır. Egzersiz programı da beslenme gibi kişiye özel farklılıklar içermektedir…” Sporun birçok disiplinle bir arada olması gerektiğini vurgulayan Gülmez, “Sporun medikal destek, beslenme ve özel eğitimle bütünleşmesi gelişmeleri hızlandırmada önemli bir etkendir. Otistik çocuklara kombine tedavilerin olumlu etki yaptığına dair birçok yayın bulunmaktadır. Mac Otizm’de bizimle birlikte olan çocuklarda da bunu sağlamaya çalışıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Otizm konusunda en önemli unsurlardan birinin de erken tanı olduğuna dikkat çeken Gülmez, şöyle devam etti: “Çocuklarda oluşabilecek en ufak değişiklikler bile takip edilmeli. Göz temasının kesilmesi, yineleyen hareketler, adına veya uyaranlara cevap vermeme gibi durumlar çocuğun normal davranışları dışında ise bir uzmanla görüşülmeli. Otizmin son yıllarda hızla artmasının birçok sebebi var. Ancak sanayileşme en büyük sorumlular arasında görülmekte. O nedenle toplum olarak yapmamız gerekenler var. Öncelikle çevresel toksinleri azaltmak adına doğal yaşam, organik tarım ve organik zirai yöntemler benimsenmeli, hazır gıdalar yerine eski usul evde hazırlanan gıdalar tercih edilmeli. Temiz hava temini için çaba sarf edilmeli, çocukların sosyalleşmesi sağlanmalı, bilgisayar/telefon başında uzun zaman geçirmesi engellenmelidir.”